Bugün milyarlarca insanın kullandığı yapay zekânın arkasındaki fikir kimin aklına ilk geldi? Bu sorunun cevabı tek bir isim değil. Yapay zekânın düşünsel kökleri çok daha eskiye uzansa da modern yapay zekânın ortaya çıkışında Alan Turing, John McCarthy, Marvin Minsky, Claude Shannon ve Herbert Simon gibi bilim insanları belirleyici rol oynadı.
Modern yapay zekânın entelektüel temellerindeki en önemli isimlerden biri İngiliz matematikçi Alan Turing oldu. Turing, 1950 yılında yayımlanan Computing Machinery and Intelligence başlıklı makalesine bugün hâlâ tartışılan şu soruyla başladı: “Makineler düşünebilir mi?” Turing ayrıca daha sonra “Turing Testi” olarak ünlenen taklit oyununu ortaya koyarak bir makinenin insan benzeri zekâ sergileyip sergileyemeyeceğinin nasıl değerlendirilebileceğini tartıştı. Ancak “artificial intelligence” (yapay zekâ) terimini ortaya atan kişi Turing değildi. Bu adlandırma, bilgisayar bilimci John McCarthy tarafından 1955’te Dartmouth Yaz Araştırma Projesi önerisinde kullanıldı. McCarthy, Marvin Minsky, Nathaniel Rochester ve Claude Shannon ile birlikte 1956’da gerçekleştirilen Dartmouth çalıştayının düzenlenmesinde yer aldı. Bu toplantı bugün sıklıkla yapay zekânın akademik bir araştırma alanı olarak doğuşundaki dönüm noktası kabul ediliyor. Dartmouth önerisinin temel varsayımı oldukça iddialıydı: Öğrenmenin ve zekânın diğer özelliklerinin, prensipte bir makinenin bunları simüle edebileceği kadar kesin biçimde tanımlanabileceği düşünülüyordu.
Dolayısıyla “Yapay zekâyı kim buldu?” gibi bire soruya tek isimle cevap vermek yanıltıcıdır. Turing, makinelerin zekâsına ilişkin modern tartışmanın teorik temellerini güçlendiren öncülerden biri; McCarthy ise “yapay zekâ” adını ortaya koyan ve alanın kurumsallaşmasına öncülük eden temel isimlerden biridir. Bugünkü üretken yapay zekâ devriminin arkasında ise tek bir mucit değil, yaklaşık üç çeyrek yüzyıla yayılan kolektif bir bilimsel birikim bulunuyor.
Yorumlar (0)