Yapay zekâ sistemleri bugüne kadar neredeyse her kararı baştan hesaplayarak vermeye çalışıyordu. Bu durum, yüksek enerji tüketimine ve gereksiz işlem yüküne neden oluyordu. Ancak araştırmacılar şimdi bunun yerine insan beyninin çalışma şeklinden ilham alan bambaşka bir yaklaşım geliştirdi. ABD’deki Northwestern Üniversitesi mühendisleri, beynimizin beyincik adı verilen bölümünü taklit eden yeni bir yapay zekâ mimarisi geliştirdi. Beyincik, her ayrıntıyı analiz etmek yerine yalnızca beklenmedik bir durum olduğunda devreye giriyor. Yani beynimiz, enerjisini boşa harcamadan adeta bir “refleks sistemi” gibi çalışıyor. Araştırmacılar aynı prensibi yapay zekâya uyguladı. Geliştirilen sistem, normal verileri sürekli analiz etmek yerine yalnızca olağan dışı değişiklikleri tespit etmeye odaklanıyor. Böylece çok daha az işlem yaparak benzer doğruluk seviyesine ulaşabiliyor.

İlk testlerde sistem, elektrokardiyografi (EKG) kayıtlarındaki anormal kalp ritimlerini %98 doğrulukla belirleyebildi. Daha da dikkat çekici olan ise bunu, geleneksel yapay zekâ yöntemlerine göre yaklaşık 10.000 kat daha az hesaplama işlemiyle gerçekleştirmesiydi. Bu gelişme yalnızca sağlık alanı için önemli değil. Uzmanlara göre gelecekte akıllı telefonlardan otonom araçlara, giyilebilir teknolojilerden endüstriyel sensörlere kadar pek çok cihaz, çok daha düşük enerji tüketerek gerçek zamanlı yapay zekâ çalıştırabilecek.
Kısacası yapay zekânın bir sonraki sıçraması, daha fazla düşünmekten ziyade, gereksiz düşünmemek olabilir.
Yorumlar (0)